Te’vilin Tahrife Dönüşmesi Kitabımız

إن الحمد لله نحمده ونستعينه ونستغفره .. ونعوذ بالله من شرور أنفسنا ومن سيئات أعمالنا ، من يهده الله فلا مضل له ، ومن يضلل فلا هادي له ، وأشهد أن لا إله إلاَّ الله وحده شريك له ، وأشهد أن محمداً عبده ورسوله

 

“Gerçek Hamd Allah’adır. O’na hamdeder ve O’ndan istiânede bulunuruz. Kimi Allah hidayete erdirirse, onu dalalete düşürecek kimse yoktur.

Kimi de dalalete düşürürse, onu hidayete erdirecek kimse yoktur.

Şehadet ederim ki; bir Allah’tan başka ilah yoktur, ilah yalnız O’dur;

O’nun ortağı yoktur ve [yine şehadet]ederim ki Muhammed (sallallahu

aleyhi ve sellem) O’nun kulu ve Rasulü’dür.”

Değerli kardeşlerimiz,

“TE’VİLİN TAHRİFE DÖNÜŞMESİ” adlı kitabımız yayınlandı.[*]

Dileğimiz, Rabbimizin bu çalışmayı; Allah’ın Rasulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) Medresesi’nde yetişmiş ve onun nebevî ilminden ve hikmet menbaından beslenmiş, O’nun hüdası üzere yürüyenlerin -sahabenin ve selefin- ilmi, hikmeti, ittiba’ ahlakı ve “menhec”i (yöntemi) idraki ve fıkhı üzere Kur’an’ı anlamak ve fıkhetmek isteyen ve insanları bu “hüda”ya davet eden ve Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Sünneti’ne ittiba’ı; Allah’ın Dininin cümlesinden bilen Kur’an öğrencilerine hayırlı nasihat kılmasıdır.

Rabbimiz en doğru bilendir, doğruyu Rasulü (sallallahu aleyhi ve sellem) ile bize bildirdi. Kâh kendi vahyinin en yüce ilmi ve hikmeti olan Kur’an’la ve kâh O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) hikmetiyle ve ilmiyle; yani nübüvvetiyle bize “sıdk” “adl” ve temâm” olan sözlerini öğretti.

Kim Kur’an’ı, Rasulü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem)  ve O’nun ashabı (ridvanullahi aleyhim) gibi anlamak istiyorsa, o kimseler O’nun hüdasına ermişlerdir. Kim de Onu Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabının “mişkâtı”nın nurunun dışında bir yolla ve hevaya bulaşmış bir akılla akletmeye, anlamaya, te’vîl ve tefsir etmeye çalışırsa, “hata”sı “sevabı”ndan ziyade olacaktır.

Bizim aklımız eksik ve kâsır olmasaydı ve Allah bizim kemâlimizi istememiş olsaydı, Nebisini ve Rasulü’nü (sallallahu aleyhi ve sellem)  bize “kitabı” hikmeti” “el-hikme”yi öğretmek ve bizi tezkiye için göndermezdi. Zira “temâm” ve “kemâl” olanı “ikmâl” söz konusu değildir. Ancak O, bize rahmetinden ve nimetinden olarak Rasulü’nü (sallallahu aleyhi ve sellem)  bize “vahy”inin ilmini ve hikmetini öğretmek için gönderdi ki; doğruyu doğru olarak “akl”edelim ve “sıdk” üzere Kur’an’ın “hüda”sına “takva” üzere talip olalım. Zira ancak bu tarz ve ancak bu minval üzere bir fıkhediş O’nun ayetlerinin maksadına muvafık olmaya daha yakın olacaktır inşallah..

ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ

İçinde hiçbir şeklide kuşku olmayan, muttakilere hüda olarak -gönderilmiş olan- gerçek kitap bu [Kur’andır]dur.”

(Bakara:2)

Biz bir şey bilmezdik, cehlimize rağmen, lütfuyla bize öğreten odur. Hüdasından bir nur üzere olmayı -inşaallah- nasib eden Rabbimize ve Mevlâmıza ne kadar hamdetsek ve ne kadar şükretsek azdır. Hamdin en güzeli ve halisi ancak O’nadır çünkü bütün sahip olduğumuz nimetlerin “”velisi”dir. Bu nimetlerin evveli de önce Allah’ın sünnet-i ilahisi gereği bize bahşettiği “hidayet”tir ve sonra da “akl”dır. Eğer bizim hidayete ermemizi dilemeseydi biz hidayete ermezdik.

Kitabını anlamaya, hikmetlerini derketmeye ve makasıdını fehmetmeye ve delailini fıkhetmeye bizi irşad eden Allah’a hamdolsun.

Bu çalışmadaki doğrular inşallah kullarına “kalem”le öğreten Rabbimizin “in’amı”ndandır. Hatalarımız ise nefsimizdendir.

Dilediklerimizin derecelerini yükseltiriz, her nefsin fevkinde ondan çok daha âlim olan vardır

(Yusuf:76)

Eğer bu çalışma, Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem)  “Din nasihattır, Din nasihattır, Din nasihattır” sözüne getirdiği açıklamada: “Allah için, kitabı için, Rasulü için, Müslümanların İmamları ve onların umumu için”se” (Müslim,56, Ebu Davud: 4944, İbn Hibban: 4575 Temim İbn Evs’ten) Allah bereketli ve hayrlı kılsın.

“Nasihat” bu hadiste;  “ihlâs” “sıdk” ve “Din” “itaat” “nusret” ve “meveddet” ve “güzel öğüt” olanda “hiyanet” etmemedir

Bunun dışında bir maksad içinse kitabın aciz sahibi, ancak kendi nefsini kınasın başka kimse kınamasına gerek kalmamıştır.

الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي بِنِعْمَتِهِ تَتِمُّ الصَّالِحَاتُ

[*]  Kitabımızın gecikmesi, öncelikle bilgisayarlarımıza bir virüs bulaşması sebebiyle dosyanın tamirinin uzun zaman alması ve bir kısım metinlerin kaybolması ve sonra da aradığımız baskı kâğıdını (bunun için baskı tarihi Ekim ayı görünmektedir) bulamamız sebebiyledir. Aksi halde kitabımız en az çok daha önce yayınlanmış olacaktı.