Mecusileşme ve Hûdlaşma (Yahudileşme)

Allah’ın ayetlerini tahrif etmenin aslı; Allah’ın zatı ve sıfatları hakkında söylediklerini ve kendisini kitabında ve Rasulü’nün (sallalllahu aleyhi ve sellem) beyanının vasıtasıyla vasfettiği tarzda tanıyamamadır.

Kimisi, bu dirayet eksikliğini, inkarla ve kimi de bu tahrifle reddeder. Tahrif te’viliyle reddetmek inkar etmenin kardeşidir.Dolayısıyla tahrif te’vili, tahrifin kendisinden daha kötü ve daha zararlıdır.

Bunun için de Allah’ın sıfatlarını te’vil ederler. Neden? Allah’ın kendisini vasfettiği sıfatları Allah’a yakıştıramamaları..

Bunun adına bazen de “tenzih” derler. Halbuki, “tenzih de “hakh” şüphesi olmakla birlikte, tenzih hak olan te’vil midir değil midir bu ciddî bir mes’eledir.

Cehmiyye denen batıl ve dalalet fırkası, bunun için Allah’ın sıfatlarını te’ville reddettiler. Gerçekte ise bu, Allah’ın isimlerini te’ville tahrif etmekti.

Tahrif te’vili aklın nifakıdır. İnkar edemeyince nassları te’vil eder. Mesela Muhammed Esed’in yaptığı gibi; Eski yahudi şeriatını tahrif eden Yahudiler de aynı yolu izleyerek, Tevrat’ın nasslarını tahrif etmişlerdi.

Bunun için Esed’in Kur’an’ı te’vilinde çok derin bir Yahudi te’vil mantığının etkilleri vardır.

Bunu görmek istemeyenler, ya Cehmiyyedirler, ya da Mürcie. Ya da Türkiye’de olduğu gibi, binler ve belki de milyonlarca “mağrûr”dur. Cehmiyye sıfat ayetlerini tahrif te’viliyle asıl manasının dışında tefsir ederek, adeta  Mecusilerin Kur’an’dan intikamını alıyorlar, Mürcie de ahkam ayetlerini te’vil ederek Yahudilerin Kur’an’dan intikamını alıyorlar.

Allah, Yahudilere göre Tevrat’tan sonra hiçbir kitap indirmemiştir. Mecusilere ve onların dininde olan ve ateşe tapan ve insanları  (yöneticiler) ilah edinenlere göre de, gerçekte Allah’ın hakiki bir sıfatı olmadığı gibi, cennet ve cehennem de tamamen “mecazî “ bir hayattır ve Allah’ın gerçek olan hiçbir sıfatı yoktur.

Bunun için de Yahudiler gerçekte Allah’ın hiçbir  sıfatını kabul etmezler. Te’vil  ederler. Şeriatı Yahudileşenler tahrif ediyor, Allah’ın sıfatlarını ise, Mecusileşenler tahrif ediyor.

Allah Azze ve Celle kitabında bize şöyle der:

“ İbrahim ne Yahudi idi ve ne de Nasranî fakat o hanîf ve müslim idi”.

İşte tevhid akidesinin üzerine bina edildiği iki hakikat ve iki rükün:

Akide’de “hanîf” olmak, Şeritta “müslim” olmak.

Bu her iki vasıf ise; hem tahrif  (inkâr) te’vilinin aslı olan Mecusiliği ve hem de tahrifin bizzat kendisi olan Yahudiliği reddeder.

Bugün Allah’ın İbrahim ve Muhammed (aleyhimasselam)  için reddettiğini, Müslümanlar için “akide” de ve “hüküm ”de  yani şeriatında yöntem ve mezhep haline getirmek istiyorlar.

Yahudileşme; Kur’an’a karşı öyle başı dik ve cesaretle gelemediği için, kuzu postuna bürünen kurt gibi yaklaşmakta ve tilki gibi sinsi olarak aramızda dolaşmaktadır.

Hasılı, Allah’ın zamirleri Kur’an’da sürekli değişkenlik arzettiği için (yani; BEN. Biz ve O gibi..) Allah bir “kişi” ve “kişilik”değildir yani demek istiyor ki, bozuk ve yanlış kullanılan bir kavram olan “şahsiyet değildir” (sıfatları olmayan soyut bir ilah..!?) demek isitiyorlar (M. Esed) Öbür yanda hirabe (Maide:33) hükmünü ilk uygulayan Firavun’dur. (A’raf:124) Şöyle demeye getiriyorlar; Allah -hâşâ- Firavun’un büyücülerine uyguladığı bir cezayı, kullarına tatbik etmeyi rasulünden nasıl isteyebilir ki diyebiliyorlar. İllet; Babile ve Roma’ya karşı hezimetin illeti..

İşte Allah’ın sıfatları hakkında te’vilde Mecusileşme ve işte Allah’ın hükümleri konusunda Yahudileşme te’vili.

Mecusiler ilahları olan ateşi; İslam’ın  “cehennem” olarak tanımlamasından ve Yahudiler de Musa’dan sonra yeni bir “şeriat“ geldi diyen İslam’dan intikamlarını şöyle alıyorlar: Mecusiliğin devamı mahiyetinde olan Batınîlik ve Bahailik cennet ve cehennemi tamamen “ruhî” bir alem olarak tasvir ederek cennet ve cehennemle ilgili bütün tavsiflerin “mecazî “olduğunu söylüyorlar (M.Esed). Böylece “ilahları”nı cehennem olarak adlandıran İslam’dan intikam alıyorlar.

Yahudiler de; Allah’ın hükümlerini öldürüldükten sonra yeniden dirilten İslam’dan böylece intikam alıyorlar. Her iki şeriat ehli de benzer tarifi yaşadıkları hezimetler sonucu yapmışlardı.

Şimdi bu hezimet sırası Müslümanlardan dalalet ehlinin ilimine ve diline de yansıdı. Laiklik, demokrasi ve Batı ideolojileri ve sistemleri karşısındaki hezimetimizden biz de yeni bir Mecusileşme ve Yahud[i]leşme üretiyoruz. Sebep: yine hezimet yine hezimet ve kalplerin ölmesi .

Mehmet Emin Akın – 03.Şubat 2012 07:00