Kaderi İnkar Edenlerin Cezası

Ömer İbnu’l-Hattab ve kaderi inkar edenlerin cezası

Adiy İbn Ertât, Ömer İbnu’l-Hattab’a bir mektup yazdı ve”bizim burada bir topluluk var, “kader” yok diyorlar. bana bu konuda görüşünüzü yazın, onlar hakkında nasıl davranayım ve onların hükmü nedir?

Ömer (radiyallahu anhu) de ona cevaben şunları yazdı.
er-Rahman ve er-rahim olan Allah’ın adıyla…
Ben kendisinden başka ilah olmayan Allah’a hamdederek sana derim ki;
Sana Allah’a karşı takva üzere ve O’nun emrinde adil olmanı ,Nebisinin Sünnetine uymanı ve sonradan ihdas ehlinin uydurduklarını terketmeni ve sizden öncekilerin kendisinden kaçınıp yükünden kurtulmuş olduklarından senin de uzak durmanı tavsiye ederim.
Siz siz olun Sünnet’e uyunuz. Zira Sünneti, onun hilafında olanın hatasıını, ondaki ayak kaymasını , ahmaklığı ve anlamsız derinliğine araştırmayı en iyi bilen koymuştur.
Sen de, onların kendi nefisleri içim razı olduklarına razı ol.
Zira onlar  birşey hakkında susup konuşmamışlarsa , bir ilimleri olduğu için konuşmamışlardır. Keskin bir basiret sonucu bundan uzak durmuşlardır. Onlar herhangi bir şeyi tartışmamışlarsa -ki bunu tartışmaya da güçleri yeterdi- bunda herhangi bir olmadığını bildiklerinden sustular.
Eğer siz derseniz ki; bu onlardan sonra meydana gelen bir şeydir; bilin ki bunu ortaya atanlar onların sünnetinin dışında bir yola uymuşlar ve kendi nefislerini ona tercih etmişlerdir.
Öncekiler, bu sonradan -dinde uydurma -icad edenlerden daha çok hayırlarda önde idiler. Onlar bu mesleler hakkında gerektiği kadar ve gerekenizaten konuştular. O ilimden şifa olanı vasfettiler.

Onlardan sonra gelenler hatalıdır eksiktir.kendisini onlardan daha üstün gören hasretlerde oalcakatır. Onların gittiği yolu etrkedenler dalalet düştüler. Öncekiler ise gerçekten dosdoğru bir yol üzereydiler.
Sen bana kader le ilgili soru sormuşsun. Allah’ın izniyle bu ilmin sahibini bularak soru sordun:
Müslümanların sonradan uydurdukları uydurmalardan ve bidatlardan kader meselesinden den daha yerleşmiş bir şey bulamazsın.

Cahiliyyede müşriklerin başların bir şey geldiğinde kaderden söz ederler ve ölenlerine taziye de bulunurlardı. şiirlerinde kadere değinirlerdi.
Sonra İslam geldi, kader meselesini daha da güçlendirdi. Sonra Rasulullah (salllahu aleyhi ve sellem) bir değil iki değil, üç değil; bir çok hadislerinde kaderden söz etti ve bunu Müslümanların hepsi de ondan işttiler.
Kader hakkında Rasulullah’ın (salllahu aleyhi ve sellem) hayatı süresince konuştular. O’nun ölümünden sonra da Müslümanlar kader konusuna gerçekten iman ederer yakinle, tasdikle, Rablerine teslim olarak ve nefislerinin de zaafına işaret ederek konuştular. Kader hakkında Allah’ın ilminin kuşatamadığı ve kitabının içine almadığı bir şeyden söz etmeleri mümkün olmamıştır.
Eğer derseniz ki; Allah Azze  ve Celle kitabında şöyle şöyle dedi, niçin ayynı zamanda şöyle şöyle ayetleri de indirdi?
Bilin ki sizden öncekiler, sizin okuduğunuzu okudular ve onun te’vili hakkıında sizin bilmediğinizi bildiler.
Bilin ki “mukadder” olan olur. O’nun dilediğil olmuştur. Dilemediği de olmamıştır.
Biz kendi nefislerimiz için hiç bir yarara ve zarara malik değiliz. Buna rağmen çokça ibadet ederler ve Allah’tan çokça korkarlardı Allah’ın selamı senin üzerine olsun.
Mektubunda bana onlar hakkındaki hükmü soruyorsun! Onlardan kimi sana getrirlerse; onun canını acıt.ve onu hapset. Eğer kafasında hissettiği kötülükten tevbe ederse, onu serbest bırak.Tevbe etmez ise, boynunu vur!”

İmam el-Acurri,eş – Şeria:s.333,334