İmam Ez-Zehebî’nin Vasiyyeti

İmam Ez-Zehebî’nin Muhammed İbn Ebi’ş-Fadl Rafi’ İbn Ebî Muhammed İbn Muhammed Es-Sellamî’ye Vasiyyeti

بسم الله الرحمن الرحيم

Ey Rafi’in oğulcuğu!

Sana diyeceklerimi iyi dinle! Ben seni vallahi kendim gibi, sermayesi az biri olarak görüyorum. Hadis sanatında bilgin az. Ama itaate ikbal göstermek ve beş vakit cemaatle kılmak az değildir.

Sünnete hizmet ettiğini söyleyip de onunla amel etmeyen gençten daha çirkin bir şey olabilir mi?

Evet, bir başkası da, ilim talebinde o kadar mübalağa eder ki; eline ne geçerse ve ne bulursa yazar. Sonra da namazı kılmaz bu tarz insanları Allah bereketlendirmesin. İşte bunların hadis ilmindeki cehaletleri; tıpkı güreşçi, koşucu ve güvercinlerle oynayanın aldanması gibidir. Belki de diğerleri bundan daha mazurdurlar.

İşte hadis ilminde ayağı sürçmüş olan bu kimse, için de müjde, uyarı ve şiddetli azabın haber verildiği binlerce hadisi işitir yine de bundan sakınmaz. Üstelik ben böylesinin sadece duyduğunu, fakat bir tek hadis dahi anladığını zannetmiyorum. Eğer bu kimse okuyan birisi olsa dahi, sadece isimleri ve metinleri heceliyordur. İşaret ettiğini bile tebdil ediyor, arkadaşları arasında küçük düşmemek için; gözleri kim zaman hocasının uyarmalarındadır, kimi zaman da meclise gelmiş olan sakalı bitmemiş gençlere bakıyordur, kimi zaman da okuduğunun i’rabını düzeltmeye kalkışıyordur.

Bu gibileri, başkası okuyorsa çok rahattır: Ben dediklerimde senin kefilinim; o kimse, “haddesenâ” “haddesenâ” ve “salllallahu aleyhi ve selem”den ü o da çokça söylendiği için- bunu duyuyor;  o, başka bir şey işitmiyordur.

Onu hadisi işitme esnasında, isimleri yazdığını görürsün, sonra bu yazdığı isimleri iptal eder ve yeni bir cüz’e yazar veya söyleneni aynen yazar, bu onun en iyi halidir. Hâlbuki yaptığının hiç iyi bir yanı ve de değeri yoktur. O her zaman böyle davranır.

Derste arkadaşıyla konuşur, çocuklarla şakalaşır. Böylesi ne zaman gerçek manada işitecek, akledecek ve görecek?

Veki’in [İbnu’l-Cerrah] sözüne gelince: O şöyle demiştir:

“Bu hadis, siz Allah’ın zikrinden alıkoyar siz bundan vazgeçecek misiniz? ”

O, bunu Zikr”e (farz) mana olarak yakın olan nafile namaz için söylemiştir. Yani, nafile olan namazlarla meşgul olmanızı engeller. Bunu yapmaktan vazgeçin.

Bunun hadis talebelerini beş vakit namazdan alıkoyduğunu söylemek ise, Allah bundan korusun, bu onlardan hiç birisinin yapmış olduğu şey değildir. Ancak Cihad günlerinde veya ondan kısa bir süre önce müstesna..

Namazı terk eden bir hadisçi; ancak rezilliklere batmış ve bir çöplüğe dönmüştür veya ayağı kaymaya doğru gidiyor veya dalalete sapıyor.

Eğer bu kimse nefisini peşinden gideceği bir kimseyle kemale erdirirse,onun ona belki, fayda vermesi mümkündür.ilmi haksızlıklarda istimal ederse, mertebesi daha da düşer ve dinini şeytanı için harcamış olur. Sonrada gide gide hayrdan uzaklaşır işte bunun gibisinde bir hayr olur mu?

Allah bunların emsalini artırmasın, bunların ilimden nasipleri sadece rivayet etmek için hadis işitmektir. Böylesi, kasdettiğinin aksiyle cezalandırılacak ve Allah onu birçok kez setretse de sonunda ortaya çıkaracaktır. O sadece dillerde bir et parçası olarak ve muhaddisler için de ibret olarak kalacaktır.

Allah böylesinin, kalbine öyle bir darbe vurur ki, belki tevhid de kendisinden alınır ve şeytan artık onda bir şeyler umar batını harap olur ve şeytan onu İslam ve nübüvvetler hakkında bile şekke sokar, Taki dünyayı ve ahiriti kaybedinceye kadar..

Allah’tan bizleri affetmesini ve ayıplarımızı örtmesini dileriz.

Ey kardeşim! Sana Allah’ı tekrar tekrar hatırlatıyorum.

Miskin olan nefsinde Allah’tan kork!

Sakın hadis talep ettiği halde bu talebi kendisini cehenneme sokanlardan olma. Bil ki makamı yükselenlerin hepsi, ancak “takva” ve Nebevî olan ahlaka sarılmakla yükselmişlerdir.

Eğer sen benim nushumu kabul edersen; hayr ve saygınlıktan başka bir şeye layık olmazsın.

Eğer sen bu vasiyetimden; senin yüce ilahının vasiyetinden yüz çevirdiği gibi, yüz çevirirsen, bil ki, sana tüm ömründe yazıklar olmuştur.

Zira Allah şöyle diyor; o söz söyleyenlerin en Sadık’ıdır emredenlerin en merhametlisidir, ve vahyedenlerin (bilinmeyeni bildiren anlamında) en Âlimidir, hidayete erdirenlerin en çok ikram ederinidir. Bize nefislerimizden daha şefkatlidir.

وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذِينَ أُوتُواْ الْكِتَابَمِن قَبْلِكُمْ وَإِيَّاكُمْ أَنِ اتَّقُواْ اللّهَ

“Andolsun ki, kendilerine kitap verdiklerimize, sizden öncekilere ve size de Allah’tan takva ile sakının diye vasiyette bulunduk” (Nisa:131)

Allah için söyle bana! Bir kimse hem Sünnet’e hizmet edip hem de namazlarında gevşeklik gösterebilir ve hem de pis şeylerle ilgilenebilir mi? Hayır Vallahi o Allah’tan korkan kimselerden değildir.

Bundan daha da uğursuzu; hadis söylediğinde yalan söyleyen hadis ravisidir; birçok uydurma laf üretir. Eğer lanetlenmiş olan himmeti; naklettiğinde yalan söyleme ve hadisi karşılaştırmada tezvir mertebesine çıkmışsa,o artık aradığı rahatı bulmuş,talebeleri onun ismini hem suret olarak hem de mana olarak karalamışlardır.

Eğer bu kimse, birilerine ait olan hadis eczalarını “nüsha” çalmaya alışmış veya vakf yerlerini silmişse, bu gerçekten ilimde ihdasta bulunan bir hırısızdır velev ki, hadis talebini ekmek yediği bir dükan ahline getirse bile.

Ameller niyetlere göredir. Ve La Havle Ve La kuvvete İlla Billah..

“Kitabını oku bugün senin hesabını sorucu olarak nefsin sana yeter”

Bunları sana söylerken ve ömürlerini boşa geçiren Allah’ın zillet e düşürdüğü talebelerin vasıflarını sana naklederken, zamanı boşa harcamış olmaktan Allah’a sığınırım.

Gözünü aç! Zihnini daima uyanık tut. Kulağına çobanlık et.

Eğer sen, bundan istifade edersen ve Allah ile bir akidde bulunursan, hayra vesile olacağına dair umudum artar.
Yok, bunu dinlemez ve bundan yüz çevirir ve benim gibi tembelliğe esir olursan, sana da bana yazıklar olmuş olur.

Bundan sonra sana şurada kalan bir tek yol var, onu da senden gizlemek istemiyorum: O da çokça dua etmen, gece – gündüz Allah’tan yardım istemen, beş vakit namazların ardından; rivayet edilen ve bize seleften nakledilen ve aklına gelebilen bütün dualarla Allah’ın seni ıslah etmesi için dua etmektir.

Sakın “Beş vakit” namazların ardından “Ayet’ul-Kursî”yi okumayı unutma, bol bol “istiğfar” da bulun ve “ezkâr”a devam et. Şiddetli derecede her şeyde “sıdk” üzere olmaya gayret et, sakın büyüklük taslama, sakın bildiğinle kibirlenenlerden olma, bunu yaparsan ahmak bir cahil olursun.

Alçak gönüllü olmaya Allah için daima dikkat et. Müslümanlara karşı yumuşak ol, ancak fasıklar bundan müstesnadır. Allah için sev Allah için buğzet ve Allah’a güven ve Allah’a tevekkül et. İhtiyacını Allah’a aç. Allah’tan başka bir şeyle değil,kendini ancak Allah’ın yardımı ile yeterli gör.

Sık sık “la havle ve lâ kuvvete illa billah” ı söyle ve Rasulullah’a (sallallahualeyhi ve selem) ve selam getir.

(thk: Dr.Cemal Azzun,Mektebetu’l-Meârif)


Büyük Hadis ve rical ilmi âlimi Adı; Muhammed İbn Ahmed İbn Osman İbn Kaymaz Şemsuddin Ebu Abdillah’tır. Şam’da h.673/1274 doğdu ve yine Şam’da h.748/1348 yılında vefat etti. 

En meşhur eserleri; Siyeru A’lami’n-Nubelâ, Mizanu’l-İ’tidal, Tabakatu’l-Kurra ve Duvelu’l-İslam, İhtisaru’l-Mustedrek ve Tabakatu’l-Huffaz’dır.