İmam eş-Şafiî’nin Vasiyyeti

İmam eş-Şafiî’nin Vasiyyeti – Muhammed İbn İdris eş-Şafiî (rahmetullahi aleyhi);

  1. Allah’tan başka ilahın olmadığına ilahın ancak Allah olduğuna ve O’nun hiç ortağının olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve Rasulü (aleyhimusselam) olduğuna iman eder.
  2. O yine Allah’a, meleklere kitaplarına ve Rasullerine (aleyhimusselam) iman eder.

“لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ ”

[ onlardan hiç birisinin arasını ayırmayız] (Bakara:285)

  1. Namaz’ım, nüsüküm (Hac ve kurban), hayatım ve ölümüm, Âlemlerin Rabbi Allah içindir, O’nun hiçbir ortağı yoktur ben bununla emrolundum
  2. Allah Azze ve Celle kabirdeki insanları tekrar diriltecektir.
  3. Cennetin varlığı Hak’tır.
  4. Cehennem ateşi Hak’tır.
  5. Kabir azabı, hesap, Mizan ve Sırat hak’tır.
  6. Allah, kullarını amellerine göre hayr ise hayrla, şer ise azapla cezalandıracaktır.
  7. Bu akide üzere yaşayacağım ve bu akide üzere öleceğim ve bu akide üzere ba’s olacağım İnşaallah
  8. 10.İman’ın “kavl” ve “amel” olduğuna şehadet ederim, “iman” artar ve eksilir.
  9. Kur’an Allah’ın kelamıdır, mahlûk [yaratılımış] değildir.
  10. Allah’ın ahirette görüleceğine iman ederim. Müminler ahrette O’na çıplak gözle bakacaklar ve Onlar O’nun sözünü işiteceklerdir.
  11. Allah Arş’ın fevkindedir.
  12. Kader’in hayrı’nın ve şerri’nin Allah’tan olduğuna ve ancak Allah’ın irade ettiği, kazası ve takdiriyle olanın olacağına iman ederim.
  13. Rasulullah’tan (aleyhimusselam)  sonra insanların en hayırlılarının; Ebu Bekr, sonra Ömer, sonra Osman ve sonra da Ali İbn Ebi Talib (rıdvanullahi aleyhim) olduğuna iman ederim. Onların hepsi için “istiğfar” da bulunur, Sıffiyn ehlinden öldürenlerin de öldürülenlerin de -bazılarının- Rasulullah’ın (aleyhimusselam)   ashabı olduğuna şahidlik ederim.
  14. Ulu’l-Emr”in ve valilerin namazı kıldıkları sürece; sözünü işitir ve itaat ederim. Onlara karşı kılıçla çıkılmaz.
  15. Hilafet Kureyşt’en’dir.
  16. Çoğu sarhoş edenin azı da haramdır.
  17. Mut’a Nikâhı haramdır.
  18. [Müslümanlara] Allah Azze ve Celle’ye karşı Takva üzere olmalarını, Sünnet’e ve Rasulullah’tan  (aleyhimusselam) ve ashabından gelen Âsar’a sarılmalarını, bid’atları terk etmelerini ve hevadan kaçınmalarını tavsiye ederim.
  19. “Ey iman edenler! Allah’tan takva üzere nasıl sakınılması gerekiyorsa, öylece sakının ve ancak Müslüman olarak ölün.” ( Al-i İmran:102)

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلاَ تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنتُممُّسْلِمُونَ

Sözü öncekilere de sonrakilere de [Allah’ın] vasiyetidir.

  1. “Kim Allah’tan ittika ederse, Allah ona bir çıkış yolu verir ve onu hesaplamadığı yerden rızıklandırır”  (Talak:2,3)

…”وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَجاً {2} وَيَرْزُقْهُمِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ..

[Kardeşlerim] gücünüz yettiği kadar takva üzere olmaya gayret ediniz.

23.Cum’ua ve cemaatleri kılınız, sünnetleri eda ediniz, yeminlerinize sahip çıkınız ve dinde fıkıh sahip olmaya gayret ediniz.

  1. Ben, son nefeslerimi veriyorken, sizden kim benim bu anıma rastlarsa, bana; “La İlâhe İllallah vahdehu Lâ şerike lehu ve Enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhu”sözünü telkin etsin.

Ölümden önce; tırnaklarınızı ve bıyıklarınız kesmeye gayret edin inşallah. Ölüm bana geldiğinde, eğer başımın ucunda hayızlı bir kadın varsa, lütfen başımın ucundan kalksın. Odama, güzel kokular koyun ve güzel kokulu esans (duhn) saçın.

Benim hangi Sünnet üzere olduğuma gelince; ben ashabımızı üzerinde gördüğüm, Süfyan İbn Uyeyne ve emsali Hadis Ehlinden ve diğerlerinden aldığım akidem:

  1.  “ أشهد ألا إله إلا الله و أن محمدا رسول الله ”

La İlâhe İllallah ve Enne Muhammeden Rasulullah… şehadetini ikrardır. Allah kendi semasında Arşı’nın üzerindedir, kulların anasıl dilerse öyle yaklaşır.

  1. Allahu Teâlâ, dünya semasına dilediği keyfiyette iner.
  2. Allahu Teâlâ’nın isimleri ve sıfatları vardır. Bunların kitabında zikredilmiştir ve O’nun Nebisi bunu Ümmetine haber vermiştir.

Allah’ın kullarından birisi için, bu konuda hüccet sabit olduktan sonra bu isim ve sıfatları reddetmesi mümkün değildir. Çünkü Kur’an bununla nazil olmuştur. Rasulullah’tan(aleyhissselam) bu konuda bize sahih hadisler gelmiştir.

Adalet, O’ndan rivayet edilendedir. Bir insana Allah’ın isim ve sıfatları hüccetle beyan edildikten sonra bunu inkâr ederse, o kimse kafir olmuştur. Fakat, cehaleti sebebiyle ve hüccet olmadan önce inkar etmişse, cehaleti sebebiyle mazurdur.,

Zira bunun ilmi; ne akılla ve ne de fikirle idrak edilir. İsim ve sıfatlar hakkında cehaleti sebebiyle bilgisi olmayan tekfir edilmez. Ancak kendisine haber ulaştıktan sonra inkâr etmesi halinde kafir olur.

Allah hakkında [Kur’an’da ve Sünnet’te] varid olan sıfatların hepsini biz de ispat ederiz. Bu sıfatlar konusunda; “teşbîh”i reddettiğimiz gibi,  Allah’ın zatı hakkında da “teşbîh”i reddederiz.

..لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ البَصِيرُ

“…O’nun misli gibi yoktur, hâlbuki O, çok işiticidir çok görücüdür.”

(Şura: 11)

eş-Şafiî (rahimehullah) dedi ki; Allah Azz ve Celle, Ebu Bekr’in hilafetine kendi semasında hüküm vermiş ve kullarının kalbini onun hilafeti üzere bir araya getirmiştir.


İmam eş-Şafiî (rahimehumullah) Ehl-i Sünnet’in Fıkıh’ta ve Akide’de imamlarındandır. Adı, Muhammed İbn İdris İbn Abbas İbn Şafi’ İbn Said’dir. (H.150-204/Nasranî tarihine göre:766-820) Fıkıh’ta “el-Umm” isimli esri telif etmiş ve Usul-ü Fıkh’da zirve eser olan “er-Risale”yi telif etmişti. Rasululah’ın (aleyhimusselam)Sünnet’ini hükümde ve akidede dili oluşunu ve Sünnete imanın Dinden olduğunu bu esirinde güneş gibi parlak olan hüccetlerle ve Kur’an’ın delaletiyle ispat etmiştir.

Ancak burada şu hususa değinmek bu mübarek İmamızın üzerimizdeki hakkıdır. Çağımızda laik ve kâfir bazı Arap hermenötikçiler ve onları izleyen Türkiye’deki çağdaş Zındıklar İmam eş-Şafiî’yi Kureyş Milliyetçiliği yapmakla suçlayarak, onun Kur’an’ı anlamadaki yüksek aklını ve fıkhını küçümsemeye çalışıyorlar. Bunların başında Arap Dili ve Edebiyatı Hocam, Nasr Hamdi Ebu Zeyd denen mülhid gelmektedir. İmam el-İmam eş-Şafiî yi eleştirmek için“el-İmam eş-Şafiî ve Te’sisu el-Aydiyuluciyyeti’l- Vasatiyye” [İmam eş-Şafiî ve Vasatçık İdeolojisi] adında bir kitap telif etmiş ve kitapta Kur’an nassların ortadan kaldırılıp iptalini istemiştir. “Biz Kur’an nasslarını devre dışı bırakmaz isek, bizi tufan önüne katıp götürecekmiş.!?”

Türkiye’de kendini bilmez ve ilim adamı geçinen “esağîr”den  [ilimde ahlakî küçüklük] bazıları İmam eş-Şafîî despotlukla suçlamaktadır. Fakihlerimize düşman bu zındık taifesi, Allah’ın kitabını Luthervarî bir anlayışla tefsir etme akımı olarak karşımıza çıkmaktadır. İslam adına dünyevîleşmeyi ve akılperestliği kutsayan (!) çağdaş Mu’zile akımı, felsefeyi Müslümanların fıkhından daha değerli görüyorlar veya fıkha dayanacak akıl ve dirayetleri olmadığından, Batı felsefî düşüncelerini etkisinde kalarak, bizleri dönüştürmek istiyorlar. Kur’ancılık adı altına yeni bir  “laik din “ve sekulerlik ihdas etmek istiyorlar.