İbn Teymiyye’nin (rahmetullahi aleyhi) İbadeti

İbn Teymiyye’nin (rahmetullahi aleyhi) İbadeti 

“…Onun ibadetine gelince; Allah ondan razı olsun, o bunda emsali nadir olan bir insandı. Çünkü o zamanın büyük bir kısmını ibadetle geçirirdi.

Öyle hayatından kendi nefsine ayırdığı bir zaman yok gibiydi. Zamanının tamamını Allah Azze ve Celle için ayırmıştı. Hatta bunun uğrunda ne evlendi ev ne de dünya malı edindi.

Gece namazları kılmada gerçekten müteferrid bir insandı. Tazarru’ içinde namaz kılardı. Kur’an tilavetine çok önem verirdi. Onu sık okurdu. Gece namazlarında ve ibadetlerinde en çok Kur’an tilavetine öncelik verirdi.

Gecenin sonuna yakın, sünnetini evinde kıldıktan sonra Mescidde de insanlara birlikte sabahın farzını eda ederdi.

Namaza ihram tekbiri alıp girmek istediğinde; aldığı tekbirin heybetinden neredeyse kalpler yerinden fırlayacak gibi olurdu.

Namaza durduğunda azaları titremeye başlardı Öyle ki titremekten vücudu zaman zaman sağa sola eğilirdi.

Kur’an okuduğunda ise, kıraatı uzatır, tıpkı Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Sünnetinde temdîd buyurdukları gibi. Namazlarındaki ruku’, secdesi farz namazlar hakkında varid olan hadislerin ve sünnetin en ekmel vechi üzereydi.

Birinci celseyi hafif yapar, ilk selamı ise yüksek sesle verirdi ki Mescidde namaza durmuş olanların hepsi selamı duysunlar.

Namazı bitirdiğinde ise, Allah Azze ve Celle’ye senada bulunur ve o ve onunla beraber olanlar da “Allahumme ente’s-Selamu ve Minke’s-Selamu tebârekte Ya ze’l-Celali ve’l-İkram” derlerdi.

Sonra yüzünü cemaata döner, ondan sonra ise “tehlîl” de bulunur tesbihatını eda eder Allah’a hamd eder onu 33 kez tesbih ettikten sonra tesbihatını “tehlîl ” 100’e tamamlar, hakeza cemaatte onunla beraber tesbihini böylece bitirmiş olurdu.

Sonra kendisi, mesciddeki cemaata ve bütün Müslümanlara Sünnetde varid olan dualardan bildiği yapardı.

En çok okuduğu dua:

“ Allahım bizi üstün kıl. Düşmanlarımızı bize üstün kılma! Allah’ım tuzağını bizim lehimize kur, aleyhimize kurma! Bizi hidayete erdir ve hidayeti bize kolaylaştır.

Allahım! Bizi, kendine şükreden kullarından ve seni zikreden kullarından kıl. Günahlarından tevbe eden, sana kalbiyle yönelenlerden eyle! Seni dileyen ve senden gönülden korkanlardan kıl bizleri.

Rabbimiz! tevbemizi kabul et, günahlarımızı yıka ve temizle, Hüccetimizi sabit kıl, kalplerimiz hidayete erdirir ve göğüslerimizdeki kirleri gider ve arındır.”

Dualarına Rasule (sallallahu aleyhi ve sellem) salât ve selam ile başlar yine salat ve selam ile bitirirdi. Sonra ezkârına başlardı.

Âdetiydi, o sabah namazını kıldıktan sonra zaruret olmadıkça kimseyle konuşmazdı Zikre başladığında kendisini duyacağı kadar ve bazen de yanında yöresinde bulunanların duyacağı bir sesle zikrini yapardı. Ezkârını yaparken, gözlerini semaya dikerdi. Güneş doğup yükselinceye ve mekruh olan vakit çıkıncaya kadar böyle devam ederdi. ”

 İmam Ömer Ebu Bekr Amr İBn Abdilhalik İbn Ali el-Bezzâr el-Basrî (h.201-292/816-905), (el-A’lam el-Aliyye Fî Menâkıbı İbn Teymiyye:s15,16)


İbn Teymiyye ve Dünya Alimleri 

“…Allah bu İmamı, dünya malından ancak kendisine zaruri olarak lazım olanın dışındakini reddetmede muvaffak kılınınca, ; kendisinin dışında dünyayı talep eden ve bunu elde etmenin peşine düşen birçok ilim adamına nasip olmayan ilahî lütuflara mazhar olmaya başladı. Bu sebeple kendisine birçok faziletler verildi.

Dünyayı seven bu âlimler; dünyayı elde etme uğrunda ve onun ziynetleri ve lezzetlerini tatma yolunda ve riyaset elde etmek için koşuşturunca, onlara reşad yolları kapandı ve bunun tuzağına düştüler. Sonra da gece odun toplayan kimse gibi tökezlemeye başladılar.

Yediklerinin, giydiklerinin helalden mi haramdan mı olduğuna bakmadılar ve aşağılık dünya istekleri ve pis alçak gayeleri uğrunda giriştikleri te’villerinden hâsıl olanın ne manaya geldiğine dikkat etmediler. Onlar ne yazı ki dünyanın peşine böyle düşmüşler ve azı dişleriyle ona sarılmışlardı. Onların cisimlerine baktığın zaman dolu dolu görünürler, fakat onların kalpleri onun dışındaki hayrdan bomboştur. Dış görünüşleri süslüdür, gösterişlidir ve kalpleri dünya tarafından esir alınmış ve harap bir haldedir. Sahip oldukları onlara yetmemiş, öyle ki içinde bulundukları bu nimeti bile az görmüşler ve adeta o nimete buğzetmektedirler.

İşte bu ve benzeri kimseler, peşine düştükleri dünya kırıntılarına tenezzül etmeyen; ahiret âlimi olan bu İmamı; sahip oldukları dünyalıklarının hepsini hatta mübah olanı dahi terk ettiğini görünce; anladılar ki bu alimin ahvali onların durumunu ve gizli amellerini gözler önüne sermektedir; buna sabredemediler ve onları nefsanî bir kıskançlık aldı ve sahip oldukları şeytanî sıfatlar sebebiyle onun sahip oldukları ruhî sıfatlara düşmanlık etmeye başladılar.

Bunun içindir ki, onu buldukları yerde, İbn Teymiyye Allah’ın aslanlarından bir aslan olmasına ve Allah’ın onu esirgediğini bilmelerine rağmen ve kendilerinin ne kadar tilki olduklarını unuturcasına; ellerinden gelirse onu parçalamak istediler ve her yerde ona düşmanlık ettiler. Hâlbuki o, birçok sevdiği kullarına muamele ettiği gibi, onu onların şerrinden korudu ve hıfzetti beldelerin birçoğunda onun vefatından donra dahi onun ilmini yaydı.”

İmam Ömer İbn Ali el-Bezzar, (el-A’lam el-Aliyye Fî Menâkıbı İbn Teymiyye:s18,19)


İbn Teymiyye ve Dünya

İbnTeymiyye (Allah ondan razı olsun) dünyayı şiddetle terk etmesine ve ona ihtiyacı olmasına ve ondan elinde olanın çok az olmasına rağmen, iysâr hayatını tercih eder (başkasını kendisine tercih etme) dünyadan az veya çok bulduğu ne olursa olsun, küçük veya büyük olsun, az olsa da az olanı hakir görmezdi ve bu onu asla bu az olandan da tasadduk etmesine engel olmazdı. Çok olsa da bu yine ihtiyacı olanın ihtiyacını gidermede onlun yanında olmaktan onu alıkoymazdı.

Eğer tasadduk etmek istiyorsa hiçbir şeyi olmasa dahi, üzerine ki elbisesini çıkarır ve onu tasadduk ederdi.. Ya da doğrudan muhtaç olan fakire bunu ulaştırırdı.

Günlük yiyeceğinin çok azıyla geçinir bir veya iki ekmek parçasıyla idare ederdi.

Bazen bir veya iki ekmeği cübbesinin kolunun içerisine saklar ve biz de onunla beraber hadis dinleme dersine giderdik. Birçok kez bizlerden onu bir günlük ekmeğini gizlice, kimsenin de görmemesine dikkat ederek bir fakire tasadduk ettiğini görmüştür.

Yanına bir fakir geldiğinde onunla birlikte oturmayı ve yemesinde içmesinde onun kendisine tercih ederdi. Ona ikramda bulunmak için o gün yiyeceği yemeğin çoğunu getir o fakire ikram ederdi.”

İmam Ömer İbn Ali el-Bezzâr; el-A’lâm el-Aliyye fî Menâkıbi İbn Teymiyye: s.21


İbn Teymiyye’nin Tevazuu 
Onun tevazuna gelince; onun çağında yaşayan hiçbir kimseden onun mislini gördüklerine dair bir söz işittiklerini duymadım.
İbn Temiyye büyüğüne de küçüğüne, ileri gelenlerle basit insanlara, zengine ve fakire ayrım gözetmeksizin mütevazı davranırdı.
Salih olan fakir kimseleri gözetir ve daima onları kendine yakın görür ve onlara ikramda bulunur ve onlara tatlı dille konuşur, kimsesizlere bazen eliyle  ihtiyaçlarını görmesine  yardım ederdi.
Kendisinden fetva soranların fetvalarından bir gün dahi dinlemekten bıkıp usanmadı. Kendisine fetva soranlara daima güler yüzle mukabelede bulunurdu. Kendisine fetva soranlar kendisinden ayrılmadıkça o onlardan ayrılmaz ev sırtını onlara dönmezdi. Bu fetva soran kimsenin erkek olması kadın olması ya da büyük ve küçük olması, köle ya da hür olması,alim veya cahil olması, şehirli veya köylü olması fark etmezdi. Kendisine soru soranları hiçbir zaman kınamaz ve onları utandıracak olan bir söz söylemezdi. Soranları nefret ettirecek şey işlememeye dikkat eder onları incitmemeye gayret ederdi. Eğer hatası varsa onun hatasını ona izah edinceye kadar ona müşkilini açıklar yanlış ve doğruyu çok nazik bir üslupla ona beyan ederdi.
El-Hafız Ömer İbn Ali el-Bezzâr, el-A’lam el-Aliyye Fî Menakıbi İbn Teymiyye: s.22