El-Hattab İbnu’l Mualla El-Mahzumi’nin Oğluna Vasiyeti

El-Hattab İbnu’l Mualla El-Mahzumi’nin Oğluna Vasiyeti

Ey oğlum! Allah’tan takva ve itaat ile kork, O’nun koyduğu sünnetin (kanunun) emirlerine uyarak haram kıldıklarından sakın ki ayıpların düzelsin, gözün aydınlığa kavuşsun. Zira hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.

Ben sana öyle bir vasiyeti yazıp bırakıyorum ki, eğer sen onu korur ve iyice anlarsan ve onunla amel edersen, sultanların gözünü doldurursun. O zaman bununla serseri insanlar sana tabi olurlar. Böyle olunca da daima korunan ve yüzü aydınlık olan bir kimse olursun. İnsanlar ihtiyaçları için sana muhtaç olurlar, senin elinde olana rağbet edilir.

Bunun için, babana itaat et ve babanın, vasiyetine uymaya çalış, onu anlamak için zihnini aç, kalbini ve aklını onunla meşgul et.

Sakın saçma sözler etme, çok gülüp şakalaşma, ve kardeşlerini küçük görme. Zira bu davranış, yüzünün aydınlığını giderir ve onlarla arana düşmanlık sokar. Daima dengeli ve vakarlı ol, fakat kibirli davranma yoksa öyle tanınırsın. Böbürlenmekten sakın. Dostunu da düşmanını da memnuniyet dolu bir yüzle karşıla. Kimseye eziyet etme. Onlara karşı hataya da düşme ve onların heybetinden de çekinme. Tüm işlerinde orta bir yol izle, çünkü yolların en hayırlı olanı, vasat olanıdır.

Az konuş, selamı yay, yere sebatla basarak yürü, insanların meclislerinde onların omuzlarına basarak ilerleme. Elbisenin eteğini yerde sürükleme, boynunu sağa sola çevirdiğin gibi, elbiseni sağa sola bükme. Boyun bağına bakıp durma, etrafına da fazla göz atıp durma. Oturmakta olan bir cemaatın tepelerinde dikilme. Çarşıları kendine meclis, dükkanları da konuşma yeri edinme.

İnsanlarla sakın çok cedelleşme, aklı zayıflarla da münakaşa etme. Mizahta bulunursan da az olsun. O turunca bağdaş kurarak otur, parmaklarını birbirine geçirmekten ve çıtlatmaktan, sakalınla ve yüzüğünle, parmaklarının ucuyla( insanların içinde) dişlerinin kurcalamaktan, parmağını burnuna sokmaktan, yüzünden durmadan sinek kovalamaktan ve dostlar arasında uzanmaktan ve kişiyi insanların gözünde küçük düşüren davranışlardan sakın, yoksa bununla seni alaya alırlar.   Oturduğun mecliste insanlara doğru yolu göster, sözlerin tane tane ve anlaşılır olsun. Seninle konuşanların güzel sözlerine fazla hayret belirtmeden, konuşulanın tekrarını istemeden ve eğlenceye ve hikayelere girmeden kulak ver.

Çocuklarını çok beğendiğinden, cariyelerinden, atlarından ve kılıcından söz etme. Rüyayla ilgili konuşmalara karşı dikkatli ol. Eğer sen bu gibi şeylerden bazısına hayretini belirtirsen, aklı bozuk olanlar bununla seni istismar etmeye kalkışabilirler ve rüyalar uydurarak aklınla alay edebilirler.

Kadın gibi kendini süsleme, ihtiyaç duyduğun şeyin üzerinde fazla ısrar etme, kölenin kendisini aşağıladığı gibi kendini aşağılama. Sakalını kaba hale getirme, bıyığını fazla inceltme ve beyazlanmış saç ve sakalını koparma. Gözlerine çok sürme sürmekten kaçın. Sürme kullanman normal olsun. İhtiyaçlarında zorlayıcı olma, nefsinin arzularına boyun eğme, ezilme..  Çocuklarına ve ailene – başkaları bir tarafa- gerçek malının ne kadar olduğunu açıklama. Onlar malını az sanırlarsa onların gözünde kıymetin az olur. Malını çok zannederlerse bu kez de onların rızasını kazanamazsın. Şiddet kullanmadan onları korkut, zaaf göstermeden onlara yumuşak davran. Kadın olsun erkek olsun hizmetçini aç bırakma. Münakaşa edince vakarlı ol. Sana cahilce davranana karşı kendine hakim ol.. Acele etmekten sakın ve delil olarak ortaya süreceğin şey üzerinde düşün.

Cahilin sana karşı kötü davranmasına karşılık yumuşak ol. Beldenin yöneticisine biraz da olsa aklını göster. Elinle çokça işarette bulunma. Eğer bir mecliste isen, dizlerinin üzerinde sürünerek yürüme, yüz kızarıklığından ve insanların alın terin(ini yemekten)den kendini koru. Seni kızdırana karşı sabırlı ol ve ırzına dil uzattırmaktan kendini koru. Sana gerekli olmayan şeylerden kendini arındır.

Sultan sahibi birisi, seni kendi yakınına alırsa, mızrağın ucundan sakındığın gibi ondan sakın. Sana sırlarını açsa dahi, onun bir gün senin aleyhine dönebileceğini aklından çıkarmadan hareket et. Ona tıpkı bir çocuğa davrandığın gibi davran. Hoşlandığı şeyleri onunla konuş. Onun ve yakınlarının sana yumuşak davranmaları, seni onunla ailesi ve dostlarının arasına girmeye sevk etmesin; velev ki onlar senin sözünü dinleseler ve sana itaat etseler bile.. Zira, Sultanla çocukları, ailesi ve yakınları arasında bir yabancının hata yapması affedilmeyen bir ayak kayması olur.

Söz verdiğinde sözünü yerine getir, konuşunca doğru konuş. Sağırla konuşuyormuş gibi yüksek sesle konuşma, dilsizmiş gibi de sesini alçaltarak konuşma. Konuşurken makbul olan güzel sözle konuş. Kendini faydası olmayan çirkin sözlerden sakın. Böyle sözleri kalpler kabul etmez, insan duyduğu zaman derileri titrer. Sözün zayıfı olan; ‘evet, evet’, ‘hayır hayır’, ‘çabuk çabuk’ gibi ifadelerden sakın.

Yemek yedikten sonra ellerini güzelce yıka. Durumun, ağzını temizleyen kimsenin durumu gibi olsun, tıpkı misvak kullandığın gibi. Elini yıkadığın yere sümkürme, ağzından(leğenin içine) döktüğün suyu sıçratma.Yemek yerken lokmanın yarısını ısırıp diğer yarısını elini sileceğin mendile bulaştırma. Çünkü bu hoş olmayan bir şeydir. Sultanın sofrasında ise, çokça su isteme, kemiklerin arasından da et çıkarmak için uğraşma. Sofrada sana ikram edilen; bakla, sirke, baharat, ve bal gibi şeyleri azımsama. Zira bulutlar çok yüksek yerlerde olmalarına rağmen, yağmuru kimseden esirgemezler, bulutlar yağmuru kendini aldatan kimse gibi saçıp savurmaz.

Malındaki bulunan hakların vacip olanını ve arkadaşlarına göstereceğin saygıyı ve ikramı unutma. İnsanlara muhtaç olduğunu onlara hissettirme. Onlar sana muhtaç olsunlar. Bil ki açgözlülük insanı kötü ahlaka sürükler. Aşırı istek, insanın boynunu kırar belki bazen bir lokma nice lokmaları yemeye engel olur. Sabr güzel bir ahlaktır. Kişinin kendi kadrini bilmesi onun izzetini artırır. Kim kendi kadrini aşarsa, helak çukuruna düşer.

Doğru sözlü olmak insanın ziynettir, yalan ise çirkinliktir. Doğruluk, sahibini selamete erdirecek olan yalandan sonuç olarak daha güzeldir. Hilm sahibi olan birinin muhalefeti, (düşmanlığı) ahmak olanın insanı doğrulamasından daha hayırlıdır. Şeref sahibi bir insanla ezikliğe rağmen beraber olmak, iyilikte yapsa kınayıcı olan kimsenin arkadaşlığından hayırlıdır.

Cömert olan bir Sultanın yakınlığı, sahile durmadan balık atan denizden daha hayırlıdır. Kötü kadın sökülüp atılamayan bir derttir. Yaşlı olan kadınla evlenmek insanın yüzünün canlılığını giderir. Kadınlara itaat ise, akıl sahibi olan insanlara zarar verir. Akıl sahiplerine benze onlardan olursun. Şerefli görün ki ona ulaşasın. Bil ki her insan nefsini nereye koymuşsa oradadır. Zira sanatkar sanatıyla anılır., kişi yakın dostuyla bilinir. Sakın ola ki kötü insanlarla dost olasın.. Çünkü onlar kendileriyle beraber olanlara hiyanette bulunurlar ve kendilerini doğrulayanları üzerler. Onlara yakınlık harpten daha tehlikelidir. Onları dışlamak olgunluğun edebindendir. İnsana komşuluk için yaklaşana karşı casusluk, kınanma vesilesidir. Acelecilik kötülüktür. Kötü tedbir almak zaaftandır.

Kardeşler iki sınıftır: Birisi belalarda seni korur, genişlik günlerinde senin dostundur. Belalarda dostun olana sahip çık Rahatlıkta dostun olandan uzak dur. Zira onlar düşmanların en kötüleridir. Kim hevaya uyarsa,bu onu helaka götürür. Kibirle yüzünü insanlara ekşiten kimse sakın senin hoşuna gitmesin. Bir çöp kadar da olsa herhangi bir hayrı küçük görme. Zira insan, iki küçük azası olan kalbi ve diliyle insandır. Başka hiçbir şeyden onlardan yararlandığı kadar yararlanmaz.

Fesaddan kendini esirge, velev ki düşmanlarının ülkesinde bile olsan. Senden aşağıda olanlara sakın ırzını yerlere serme, malını da ırzından daha değerli görme. Çok konuşma ki insanlara yük olmayasın. Seninle oturana güler yüz göster, seninle karşılaşana selam verene hoş davran.  Çok süslenme ve kendine çok koku sürme. Zira bu, apaçık bir şekilde kadınlaşmaya yorulur. Sakın sen sen ol, kadınlara yakınlaşmak için yapmacık hareketlerde bulunma. İnsanlara tabii olarak yakın ol. İzzetli ol, önüne çıkan fırsatları kolla. İhtiyaçlarını elde etmede yumuşak huylu, bir şeye yeltendiğinde bilgi sahibi olmaya çalış. Vaktine göre elbise giy. Hangi kavmin içinde yaşıyorsan onların (Şeriat’ın izin verdiği şekilde ) kıyafetine bürün.

Ahirette sana kınama olacak şeyden sakın. Bir işin akıbetini düşünmeden o işe girişme. Su içeceğin yeri görmeden de suya gitme. Her ay beden temizliğin için pudra kullan. Sakın koltuklarının altını bu pudrayla temizleme. Misvak adetin olsun. Misvakı kullanınca enine kullan. Mimariyi öğren, zira o, en hayırlı ticarettir.

Ziraatla uğraşmak, süt veren hayvanlara sahip olmaktan daha hayırlıdır. Kınayıcı biriyle tartışmak, onu sana karşı cesaretlendirir. Kim ırzına sahip çıkarsa insanlar ona saygı gösterir. Cahilin seni kınaması, onun seni övmesinden daha iyidir. Hakkı bilmek, sıdkın ahlakındandır. Salih dost amca çocuğu gibidir. Kim insanlara kolaylık gösterirse yüceltilir. Kim fakir düşerse hakarete uğrar.

Konuşmanı, cevap vermek mecburiyeti ve bıkkınlığa sebep olabileceğinden kısa tut. Sana yardım eden sana üstün gelmiştir. Uzun yolculuk yorgunluktur. Şiddetle arzulayıcı olmak dalalettir. Gözden uzak olanın hiç bir dostu yoktur. Ölülere de acıyan olmaz. Yaşlı insanı edeplendirmeye çalışmak yorgunluktur. Çocukları terbiye etmek insana huzursuzluk verir. Kötü söz söyleyen yönetici olmuşsa, hayasız ve saldırgan adam da onun yardımcısı olur. Yumuşak huylu olan, ahmağa binek olur. Ahmaklık şifası olmayan bir hastalıktır. Güzel ahlaklı insan en hayırlı yardımcıdır. Dini sağlam insan ise, işlerin en ziynetlisidir.

Başkasının başına gelene sevinmek aşağılıktır. Sarhoş kimse şeytandır. Şiir büyüdendir. Aç gözlülük mutsuzluktur. Şecaat bekadır. Hediye vermek güzel ahlaktandır ve insanlar arasında sevgiye yol açar. Kim daha önce iyilik yaparsa, o, diğerinin üzerinde bir alacaklı gibidir. Sorulmadan vermek ise, iyiliktendir.

Riyakâr insan olur ki tevbe edip cömertliğe döner. Hayırlı bir işte gösterişte bulunmak, şerri açıkça işlemekten daha hayırlıdır.

İnsan aslına çeker. Adet insanın daimi bir özelliğidir. Hayırlısı hayırlı, şerlisi şerdir. Kim yaptığı bir anlaşmayı bozarsa, kini üstlenmiş olur. Sultana başvurmak insanı küçük düşürür. Savaştan kaçmak utançtır, atılganlık tehlikelidir. Menfaatın en adili, rahatlık içinde bolluktur. Hastalıkların çokluğu cimriliktendir. Erkeklerin en kötüsü sürekli hastalıklarını sayıp dökendir. İnsanları güzel karşılamak, aradaki düşmanlıkları kaldırır. Yumuşak konuşma seçkin insanların ahlakındandır.

Ey oğulcuğum! Kişinin karısı onun meskenidir. Ona muhalefet ederek yaşayamaz. Bir kadınla evlenmek istediğin zaman onun ailesini araştır. Zira temiz olan kökler, hoş olan meyveler bitirirler. Bilki, kadınlar bir elin parmaklarından daha çok birbirinden farklıdırlar. Onların kötü sözlü ve eziyet etmeye yatkın olanlardan sakın. onların kimisi kendisini çok beğenir ve durmadan kocasını ayıplar. Kocası ona iyilik etse, bunu kendi üstünlüğünden sanır. Güzel davranışlara karşılık teşekkür etmez, azla yetinmez, dili kocasına karşı keskin bir kılıç gibidir. Ahlakı çirkin kadın, insanın yüzüne havlamadan hırlayan bir köpek gibidir. Şerrini kuduz köpek gibi yayar. Bundan dolayı kocasının yüzü hep yaralıdır, ırzına sövülür ve ne din ne de dünya için o kişinin karısının şerefi önemser.

Böyle bir kadın, kocasını ne dostluk için, ne de çok çocuk doğurmak için korur. O kişinin artık mahremiyet perdesi yırtılmıştır ve yerlere serilmiştir. Hayrı ölü, elbisesi kirli, başı toz toprak içindedir. Yorgun olarak sabahlar, karısını ayıplayıcı olarak akşamlar, içeceği acı ve yemeği hınçtır. Çocukları kaybedilmiş, evi talan edilmiş, üstü başı kirli ve toz toprak içindedir. Gülse, bile ezik, konuşsa dahi, bundan kendisi bile hoşlanmaz. Gündüzü gece, gecesi gündüzdür. Zehirli yılan gibi kendisini ısırır, akrep gibi ona acı tattırır.

O kadınların kimi, çökmüş acuz, kimi küfürbaz, kimi bozuk ağızlı, kiminin de erimiş zehirleri vardır. Onların kimi de kocalarına karşı bir tehdit ve iftira kaynağıdır. Rüzgarla eser, çarpan her kanatla uçarlar. O hayır dese, karısı evet der, evet dese hayır der. Kocasına birçok rezillikler çıkarır. Onun elinde bulunanı küçük görür, ona durmadan örnekler verir. Diğer erkeklere karşı değil de sadece kocasına karşı görevini yerine getirmez. Kocasını halden hale sokar. Ta ki onun evi yıkılıncaya ve hayatı berbat oluncaya kadar. O kadın artık onun için değersizdir. Arkadaşları ona sırt çevirmişler ve ona yalnız komşuları acıyacak hale gelmişlerdir.

Onlardan kimisi, yerinde olmadan nazlanan ahmaklardandır; dilini çiğner durur, kendisini ilgilendirmeyen işlere karışır. Onun sevgisiyle yetinir, kazancından memnundur. Yayılan eşek gibi yer, sonra da güneşin altında uzanır da kimse onun sesini bile işitmez. Evi süpürülmemiş, yemeği bayat, kapları bulaşık, hamuru ekşimiş, suyu ılımış, eşyası oraya buraya saçılmış, yardımı imkansız, hizmetçisi dayak yemiş, komşusuyla savaşa girişmiştir.

Kadınların öylesi de vardır ki; doğurgan ve bereketlidir, komşuları tarafından sevilir, gizli ve açık neyi varsa övülmeye layıktır, kocasına karşı güzel ahlaklı ve ikramı boldur. Sesi yüksek değildir, evi temiz, hizmetçisi bakımlı, çocuğu temiz giyimlidir. Hayrı daim, kocası yumuşak huyludur. Seçkin bir ahlaka sahiptir. İnsan kendisine çabuk alışır. İffet ve hayır yapmakla bilinir.

Oğulcuğum! Allah, seni kitabına hidayet üzere uyanlardan ve takva ehlini aşağılamayanlardan eylesin. Seni Allah’a emanet ediyorum. Allah Azze ve Celle tüm işlerinde senin Velindir.

La havle ve la kuvvete illa billah. Salat ve selam O’nun Nebisi Muhammed’in (sallalahu aleyhi ve sellem) üzerine olsun.

* İbn Hibban, Ravdat’ül Ukâla: s. 332-337