Ebu’l-Hasen el-Kabisî el-Malikî ve Fatımî Batınîleri

Ebu’l-Hasen el-Kabisî  el-Malikî (rh.a ) (*) Fatimîler’in  Fas’ta Ehl-i Sünnet alimlerinin Sahabe’ye “radiyallahu anhum” dedikleri için öldürülmeleri hakkında şunları söyler:

“ Ubeydîler (Fatımîler); sahabe’ye radiyallahu anhum dememeleri için Ehl-i Sünnet ulemasını ölüm tehdit etmelerine rağmen, onlar da Sahabe’den Allah razı olsun dedikleri için Ehl-i Sünnet âlimlerinden; 4000’den fazla âlim ve abidi öldürdüler. Onlar da hayatı değil, ölümü  tercih ettiler 

(*)   Adı, Ali İBn Ebi Bekr Muhammed İbn Halef el- Meâfirî İbnu’l-Kabisî (6. Receb 324-403/ 936-1013)

Fatimîler Ubeydiler adıyla da bilinir Rafızî bir Devletti. Fastan Mısıra kadar el geçirmişlerdi. Kudüs’ün Haçlıların eline geçmesinde stratejik bir oyun oynamışlardır.   Hicri 297’de Tunus’ta kuruldu. H. 362 yılında Mısır’ı ele geçirdiler.

Tunus ve fas’taki yönetimleri esnasında; Ehl-i Sünnetin alimlerini kendileri gibi namaz kılmaya ve oruş tutmaya zorladılarç Bir uydurma günlerde camilerde bu törnelere iştirak edilmesi içi zulüm yaptılar. Çzellikle caimirde ve mdreslere Malikî fıkhının kotulmasını yasaklamışlardı. Karşı çıkan ve gizlice ders okutup maliki mezhenine göre fetva veren alimleri en akıl almaz işkencelerle öldürüyorlardı. Sahabenin adlarını hayvanların kafataslarına yazıp onlar sokaklarda aşağılık insanları gezdirerek lanet okutuyorlardı.

Bazen zulümleri o  derece azıyordu ki, alimlerin canlı canlı derilerini yüüzüyorlardı. Onların izlediği siyaseti kınayan ve karşı çıkan kim olursa olsun öldürüyorlardı.

Alimler camilere sokulmuyor ve alimlerin hutbelerinde Ubeydilerin Halifesini ismini okumlarıiçin camiiamamalrına zulmediyorlardı. Ehl-i Sünnet kandil Geceleri diye kutladıkları geceleri Fatimîlerin baskısı ve zulmü sonucu kabul edip uygulaya gelmişlerdir.

Bu şirk Devletini öldürdüğü alimler arasında; Ebu Ali Hasen İbn Haldun el-Belevi, Mescidinde öldürüldü.(h.412), Ebu Bekr Veşşah İbnu’l-Lebbad  mescidinde kendisine işkence edildi sonra da zindana atıldı. Ders okutması yasaklandı. Muhammed İbn Abbas el-Huzelî, ders ve fetva vermesi yasaklandı, yasağa uymayınca Kayrevan’ın ortasında çırılçıplak soyularak kırbaçlandı. Muhammed İbn Hayrun ders vermekten vazgeçmediği için Fatimîlerin askerleri tarafından öldürüldü. Muhahaddis Huseyn İbn Muferric, çarmıha gerilip öldürüldü.

Burada bu alimlerin yüzlercesini ismini vermek mümkün, fakat bilmemiz geren şudur; Fatımîlerin amacı sahabenin adının anılmasını yok etmek ve halkı onlara düşman etmeye çalmaktı. Ehl-i Sünnet Müslümanlar da bunu kabul etmeyince,  malları ve canları bunların ellerinden kurtulmuyordu. Halbuki üzerinde hiç bir hakları olmadan mülk ve sahiplik iddia ettikleri bu torrakların tamamını bugün küfrettikleri sahabe fethetmişti. Kudüsü, kendisine küfredip tağut ve Kureyş’in İki Putu’ndan biri olarak hakaret ettikleri Ömer (ra) fethetmişti. Acaba bunlar bir karış toprak fethetmek için Cihad etmişler miydi? [Mehdi olmayınca azten Cihad haramdı]  Siz kanınızı akıtacaktınız ve bu ülkeleri fethedecektiniz; Fatıma’ya zuren ve iftira olarak kendisini nisbet eden bir Mecusî gelip sahabenin fethettiği topraklarda dinimize ve sahabeye küfredecekti.

Bugün Irak’ta ve İran’da da aynı şey yapılmaktadır. Kudüs’ü savunma yüzsüzlüklerine ne denir?  Kuzey Afrika beldelerinde Fatimîlerin Müslümanlara yaptığı zulmü; alimlerin yazdıklarına göre, Roma ve Bizanslılar bile yapmamışlardır. Zaten, Sünnet Ehli’nin fetihlerini Nasara’ya ve Yahudilere şirin görünmek için zulüm olarak görmüyorlar mı? Eğer bunlar bizimle kardeşlerse, neden Kudüsü Haçlılara hediye eden Fatımî Devleti’nin hala intikamını almak istiyorlar? Bu ne hile ve mekr? Kudüsü Ömer fethettiği ve Salahaddin kurtadığı için değil, dayıları olan yahudilere ve Fatmîlerin bir zamanlar çok kısa sürede olsa ellerine alıp sonra Haçlılara teslim ettikleri için Kudüs savunmak istiyorlar. Yoksa zaten Mescid-i Aksa’yı göklere sürgün ettikten sonra, acaba Kudusü oltanın ucundaki “solucan”dan bir farkı kalıyor mu? Biz balık, Kudüs “solucan”

Bugün hala Kuveyt’te sahabeye küferdebiliyorlar. İnternet isteleri safabe Müslümanları, özellikle Irak’ta “sevgili Büyük Şeytan”ları ABD ve onu anası İngiltere ile savaşan Müslümanlara tekfirci demiyorlar mı? Peki, İsraile niye Halbuki lanetin vetekfirin peynir ekme gibi yendiği ve ağızlarında adeta bir virde dönüşen tek mezhep şia mezhebidir.

Bahreyn’de ikiyüzlülük yapıp Demokrasi istediklerini söylüyorlar mesele Bahreyn’i ele geçirme savaşşıdır ama olsun, admalarda solucan bol burada soluuıcan demokrasi ve “özgürlükler” ve eşitlik olmuyor mu? Sanki İran’da Sünnet Ehli Sünnet, Oniki İmam mezhebiyle çok eşit?…(eşit olmaları için imamiyye olmaları gerekir…)

Hele,  Kazzafî’ni Fatımîliğini hiç bilmiyoruz! Bugün Libya’da bu kadar kanı acaba kimi örnek alarak döküyor? Madem Kazzafî Müslümanmış, öyleyse, Fatımî Devletinin yeniden kurma teklifini niçin yapıyordu? Hasan Sabbah ile bir yakınlığı mı var?